![]()
![]()
ve kalbim eski bir türkü şimdi
çınar ağaçlarının kovuklarında
uyuyan
göğün efendisi
efsanevi bulut yılan
yine dökülüyor gülen yüzlere
yine sancı
hiç bitmemişçesine
bir yaprak uçuruyorum
hayalet rüzgarlarla güneye
dudaklarımda danseden cinlerin motifleri
ve kamburu çıkmış ihtiyar bir ezgi
hatırlayan yok sözlerini

yine orman
kanatlı yılanların evi
nehri terketmiş tepelere doğru koşuyor
flüt çalan bir peri
yeşim rengi saçlarında kayıp sözler
bir görünüp bir yitiyor
dağın dalgalanan etekliğinde
beline akan büyüden habersiz
ince belli hüzün gözlü ceylanlar
yine türkümü çalıp gidiyor
yine alevden tohumlar
yeşeriyor avuçlarımda
ağaçların ıslak bedenlerini okşarken
gözyaşı değil
bu efsunlu koruda bugün
ılık güzyaşı
yanaklarımdan süzülen
mayıs
Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Hastasın sen ey akasya,
Gövdende bir kurtçuk
İçini yer durur
Ve kara kızıl göğüslü bir ağaçkakan,
onu çıkarmaya uğraşır
takada takada takada
duyuyor musun Süleyman?
Yalın bir köyevi yokluğun bağrında açan,
Ahir zamanda bir mabet bir dergâh
olur mu olabilir mi hiç
Blake’lere, Ahit’lere, cennetlere, cinnetlere,
Resullere, nebilere, nice kaçık düşlemlere göz kırpmadan?
Muzip bir sincap;
kiremitler dökülecekmiş, dam çökecekmiş,
gök başımıza düşecekmiş,
düşsün heyhat kimin umurunda
dolaşır durur muzip bir sincap çatımda
sakladığı bir cevizi bulmak uğruna
Rüzgârda dalgalanan yapraklarıyla gaipten haberler getiren meşe,
Direngen akasya, birini kessen bin sürgün veren piçleriyle,
Oduna saplanmış bir balta,
Hayaller, tefekkürler, mucizeler sunan ateş
Gecenin yıldızlı örtüsü altında
Su gibi bir iman akar ki sorma…
Hastasın sen ey insan,
Gideceksin buralardan yine
Gönlünde bir aşk, bir düş, bir ısırık elma
Var eder durur seni yokluğun ortasında,
Hoşça kal, elveda, görüşmek üzere bir daha…
Mayıs
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Bismillahirrahmanirrahim
Kara ve kızıl kanatlarıyla bir tepeden bir vadiye
ve sonra bir vadiden bir tepeye uçan,
özgürlüğe imanlı bir kuştur anarşi dediğim benim
Ve Hakk bildiğim
Bir düşmüş bir kuş olduğunu gören
Âdemoğlu kuşun kanadında bir tüy
Kuş kanat çırpmış
Tüy dârıdünyaya düşmüş
Dünya, dönüp duran,
Yıldızlı bir örtü altında yanan
bir sır gibi gizlediğimiz
yaralarımızdan sızan gece ve kan.
Dünya, nice zulmet, nice yalan.
Ve yine dünyadır işte
bu cennet bu cehennem
ayan beyan.
Sen ben yer gök seyyârat
İçlerinde inci mercan deryalar
Meyveler, salkımlar, envai çeşit mahlûkat
tecellisidir hep O’nun
O öyle büyük öyle muazzam
perdesi gene kendidir
görmek istersen
dön de bir kendine bak…
Senden içeri bir sen
Benden içeri bir ben
Haşhaş sanmayasın sakın Hakkın esrârıdır
Kalpsiz kalıp zulmete gömülmüş bir dünyada vicdan,
bir ötmeye başladı mı susmak bilmeyen
bir kuşun avazıdır,
kaskatı kesilmiş taştan kalpleri deler geçer
ve öyle taşlar vardır ki içlerinde nehirler kaynar
öyle taşlar ki çatladı mı sular çağlar.
Öyleyse ötsün artık mucizeler kuşu siz de duyun:
Malik-ül Mülkü hiçe sayarak dünyayı kuşatan hiçbir orduda
elime silah almayacağım.
Saçlarımda çiçekler olacak, kulağımda küpeler, parmağımda yüzükler;
içimdeki yaban çocuğun güzelliğine leke süren
aşağılayıcı rütbeler takmayacağım omzuma
uygun adım yürümeyeceğim
ayaklarım talim edecek gerçeğe giden tüm dolambaçlı yolları
ve Hünkârım, Beyim, Paşam
yorma hiç o güzel ağzını emretmek için bana
Hak sözünden gayrı bir buyruğa tabi olmayacağım bundan sonra.
27 Eylül Cumartesi akşamüzeri saat 7’de, Sultanahmet’te Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin’in mezarı önünde yaklaşık 30 kişinin karşısında –hepiniz çok sağolun güzel dostlarım– hiçbir koşulda askere gitmeyeceğimi ifade ettiğim bir metni okudum ve metnin bir kopyasını bir demet çiçekle beraber Bedreddin’in mezarına bıraktım. Bedreddin’in, dostlarımın ve gecenin huzurunda vicdanımın reddini dile getirdim. Şimdi bu beyanı sizlerle de paylaşıyorum. Basını çağırmadım, kitle medyası da saikleri ve işleyiş biçimiyle reddettiğim militarizmin ve yalanın bir parçası çünkü. Hep kendi medyamızın, haberleşme ağlarımızın, yer altı gazetelerimizin, fanzinlerimizin, korsan radyolarımızın, bloglarımızın ve yeryüzünün en sıkı çalışan habercisi fısıltının cazibesine ve gücüne inandım. Siz de sözümü çevrenizde yayarsanız sevinirim. Teşekkür ederim!
Hak ve Anarşi Aşkına! Selam üzerinize olsun! Yeryüzü Cennet Olsun!
Mayıs
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
feleğin çemberinde geçip gider günler
dokunuruz usulca birbirimize
yolunu şaşırmış avare ruhlar
bir renk alırız ölümsüzlükten
aşk gözümüze bir sürme çalarız
keskin mi keskin bakışımız
yitik mi zaman
o ezelsiz dehri bir an!
herşey yerli yerince
bildik bunu
şalvarıma takılan çaltısın
ya sen şimdi
çalarsın adamı
bir taş seker cebine
hiç fark etmezsin
kaç bin kilometre geldi
bu dostluk çakılı koynunda
o aşkın merteği kaç gece
senle rüya gördü gözünde
aç da bir an
ebedi uykundan uyan
Mayıs

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı