My Amazon.com Wish List



KARAKUŞİ NEŞRİYAT

KARAKUŞİ NEŞRİYAT

Heya! Bir kelebeğin kanadındaki turuncudan feyz alan, karakuşi bir fırtınaya gönül verdik biz. Bir hazine olalım, bilinelim istedik. Zuhur ettik. Buradayız şimdi! Sözlükler "Kanun, kural, mantık ölçülerine dayanmayan" diyor Karakuşi için. Biz de ne birine yasladık sırtımızı bunlardan ne öbürüne. Kanuna,kurala, mantığa rağmen kaosun yokluklu göğsünde nedensiz bir fırtına, ansızın bir infilaktır Karakuşi Neşriyat. "İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte. Gök gürültüsü v

O VE BEN

26/4/2007
Kategori: kurmaca

Düş gören bir kurbağa değildi o. Rüzgârda sallanan havluları tutmaya çalışan eski tahta bir mandal da değildi. Ne güneye gitmişti ne de herhangi bir kitap okumuştu. Aşık olmamıştı hiç. En azından bizim anladığımız anlamda. Tuşlarına vurduğunda siyah yerine kırmızı yazan ve şeridi parçalanmış bir daktilodan haberi yoktu. Varsa da bunu bir sır gibi gizliyor olmalıydı. Bir adı yoktu, herhangi bir şekli de.

            Sokağa çıkarken her zaman yaptığı gibi gömlek cebime girdi. Orayı seviyordu sanırım. Ben de onun gömlek cebimde olmasından rahatsız olmuyordum.

            Kırlangıç Sokağı’nın en uyumlu çiftiydik ve kimsenin ondan haberi yoktu. Bazen benim bile. Belki misket oynayan ufak bir velet bir an için gömlek cebimin parıldamasının canlı olduğunu düşünebilirdi. Ama o velet arka bahçeye inen yeşil vücutlu, aptal bakışlı uzaylıları görseydi bile ona kimse inanmazdı. Canlı bir gömlek cebi mi? Hadi ordan be! Buna kendi bile inanmıyordu. Kimseyi inandıramayacağın şeylere inanmayı neden sürdüresin ki? Sosyalleşme böyle bir şeydi işte. Ya da o yaz Kırlangıç Sokak’ta ben böyle düşünmüştüm.

            Bakkala girdim ve bir kola istedim.

            Sokağın ihtiyar bakkalı çok yavaş hareket ederdi. Kolayı bana vermesi ve parayı alması beş dakika kadar sürdü. Aceleniz varsa bu durum sinirlerinizi bozabilir. Ama benim hiç acelem yoktu ve onu izlemekten büyük keyif alıyordum. Parayı aldığında ona oymalı ceviz bir sandığın içindeki tozlu siyah beyaz bir resmin içinden bakar gibi baktı. Para o resimdeki adam için zaman tünelinin ötesinde bilinmeyen bir yaşamdı. Çıkarken “İyi günler!” dedim, o da sandıktan çıkıp bakkal dükkânına geri döndü.

            Buz gibi kola şişem elimde, tepemde alev alev güneş, sokaktan aşağı yürürken mutlu, mesut biriydim. Bugün Kırlangıç Sokak, o bakkal ve diğer herşey çok uzakta. Gömlek cebimde adsız ve biçimsiz varlıklar taşımıyorum. Kola şişelerinin de klasik biçimi değişti. Yeni şişelere sandığın içinden bakıyorum ben. İhtiyar bakkal tahtalıköyde olmalı. Herşey değişiyor. Uzaylılar da yeşil vücutlu ve aptal bakışlı değil.

            O gün top sahasının kenarına oturmuş, çocukları izlerken resmin yırtılan bir köşesinden fırlayan bir top dosdoğru üzerime gelmiş ve kolamı dökmüştü. Tabii ki gömleğimin üzerine. Birilerinin canı kola çekmiş olmalıydı. Onca zaman sonra bunu anımsıyorum ve o zaman bu gerçeğin farkında olduğumu hiç sanmıyorum. Üzgünüm.

                                                                                                     mayıs

                                                                                      

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder
1 yorum yazilmistir

2008-02-09 21:27:43 - Kırlangıç Sokağı

Yazan: kerosipo
Ben 1979' a kadar Ankara G.O.Paşa Kırlangıç sokağında yaşadım. Çocukluğumun, ilk gençliğimin en güzel anıları orada kaldı. Ankara'ya her gittiğimde "bizim sokağa" uğrarım, hem geçmişi yad etmek, hem de o günlerin kokusunu biraz olsun hissedebilmek için..

ke_rim1907@yahoo.com
Bağlanti :: ::

« Önceki - Sonraki »