![]()
![]()
Hastasın sen ey akasya,
Gövdende bir kurtçuk
İçini yer durur
Ve kara kızıl göğüslü bir ağaçkakan,
onu çıkarmaya uğraşır
takada takada takada
duyuyor musun Süleyman?
Yalın bir köyevi yokluğun bağrında açan,
Ahir zamanda bir mabet bir dergâh
olur mu olabilir mi hiç
Blake’lere, Ahit’lere, cennetlere, cinnetlere,
Resullere, nebilere, nice kaçık düşlemlere göz kırpmadan?
Muzip bir sincap;
kiremitler dökülecekmiş, dam çökecekmiş,
gök başımıza düşecekmiş,
düşsün heyhat kimin umurunda
dolaşır durur muzip bir sincap çatımda
sakladığı bir cevizi bulmak uğruna
Rüzgârda dalgalanan yapraklarıyla gaipten haberler getiren meşe,
Direngen akasya, birini kessen bin sürgün veren piçleriyle,
Oduna saplanmış bir balta,
Hayaller, tefekkürler, mucizeler sunan ateş
Gecenin yıldızlı örtüsü altında
Su gibi bir iman akar ki sorma…
Hastasın sen ey insan,
Gideceksin buralardan yine
Gönlünde bir aşk, bir düş, bir ısırık elma
Var eder durur seni yokluğun ortasında,
Hoşça kal, elveda, görüşmek üzere bir daha…
Mayıs